Kumluca

Kumluca’da, dünyaca ünlü yürüyüş rotaları, antik kentler, bakir koylar, mavi turlar ve eşsiz plajlar sizleri bekliyor.
 
Antalya şehir merkezine yaklaşık 95 km. uzaklıktaki Kumluca, güneyinde Akdeniz, kuzeyinde Korkuteli, batısında Finike, doğusunda Kemer, kuzeybatısında Elmalı ile çevrilidir. 
 
Antik Çağlardan bu yana farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan ilçenin bulunduğu bölge, Solimler, Likyalılar, Fenikeliler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlıların hakimiyetine girmiştir. 1830 yılında, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde, ilçe merkezinin yaklaşık 5 km. doğusunda, Kumluca’nın ilk yerleşimi, Sarı Kavak adıyla kurulmuştur. Önce Finike’ye bağlı olan Kumluca, nüfusu giderek artıp gelişme gösterdikçe 1958 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur.  
 
1253 km2’lik bir alana yayılan Kumluca, üç tarafı dağlarla çevrili, denizden kuzeye doğru uzanan alüvyonlu topraklara sahip verimli bir ova üzerine kurulmuştur. Kuzey kısımları dağlık, güney kısımları ovalık olan ilçe, coğrafi özellikleri açısından birçok doğal zenginliği barındırmaktadır.
 
Kumluca, temel geçim kaynağı olan seracılık ile Antalya ve Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır. İklim, toprak ve su kaynaklarının elverişliliği sayesinde verimli Kumluca Ovası, birçok sebze ve meyvenin yetiştirildiği seralarla kaplı bir denizi andırmaktadır. 
 
İlçe, 30 km’lik sahil şeridi ile turizm açısından birçok seçenek sunmaktadır. Muhteşem plajları, berrak suları, yemyeşil tabiatları ve kendine has tatil anlayışları ile ünlü Adrasan ve Olympos, bölgenin en çok ilgi gören beldeleridir. Tarihi açıdan oldukça zengin olan bölgede, Corydella, Rhodiapolis, İdebessos, Melanippe gibi önemli antik kentler bulunmaktadır. Doğallığını yitirmemiş bakir koylar, tekne turlarının ve dalış tutkunlarının vazgeçilmez rotalarındandır. Ayrıca dünyaca ünlü Likya Yürüyüş Yolu’nun güzergahı üzerinde olan ilçe, her yıl yerli ve yabancı turistlerin akınına uğramaktadır.   
 
Kumluca, zengin tarihi eserleri, el değmemiş koyları, ışıl ışıl suları, deniz, orman ve dağların ahenkle birleşerek eşsiz panoramalar oluşturduğu manzaraları ile doğa ile baş başa kalıp huzurlu saatler geçirmek isteyenler için mükemmel bir atmosfer sunmaktadır.  
 
EDİTÖRÜN NOTU:
 
‘Tanrıların Evi’ diye bilinen ve Likya Yolu’nun en güzel noktalarından biri olan Olympos Antik Kenti’nin günümüze ulaşan kalıntıları arasında dolaşarak, doğa ve tarihin iç içe olduğu mucizevi atmosferi solumadan,
Yaklaşık 2 km. uzunluğu, çam ağaçlarıyla çevrili tabiatı, kumlu sahili ve akvaryum berraklığındaki tertemiz denizi ile Antalya’nın en güzel plajlarından biri olan Adrasan Koyu’nda yüzmeden,
 
Soluk kesen bir güzelliğe sahip manzarasıyla, 2007 yılında Türkiye'nin en güzel manzarası seçilen, dünyanın önemli yürüyüş rotalarından ‘Likya Yolu’nun güzergahındaki Gelidonya Feneri’ne giden zorlu olduğu kadar da keyifli olan parkuru yürümeden,
 
Bembeyaz kumsalı ve turkuaz renkli suyu ile ‘Antalya’nın Maldivler’i olarak adlandırılan, sizi renkleriyle farklı bir dünyaya sürükleyerek, sanki tropikal bir cennetteymişsiniz gibi hissetmenizi sağlayan Suluada’ya giden tekne turlarına katılmadan,
 
Türkiye’nin dört bir yanından getirilen 1200’den fazla eserin sergilendiği, sadece Kumluca ve Antalya’nın değil Türkiye’nin değişik bölgelerinin de yaşam kültürü ve değerlerini tanımanızı sağlayacak Kumluca Kent Müzesi’ni gezmeden,
 
Alakır Vadisi’nin batısında yer alan, zengin biyolojik çeşitliliğiyle çok sayıda bitki türüne ev sahipliği yapan Dibek Tabiatı Koruma Alanı’nı gezerek yöre halkı tarafından Ambar Katranı ismiyle anılan dünyanın bilinen en yaşlı sedir ağacını görmeden
 
Kumluca’dan ayrılmayın!